Gazali’nin Haşhaşilikle Mücadelesi: Masum İmam/Ayetullah/Hocaefendi Doktrininin Tehlikeli Siyasal Kodları

Gazali’nin Haşhaşilikle Mücadelesi: Masum İmam/Ayetullah/Hocaefendi Doktrininin Tehlikeli Siyasal Kodları

Gazâlî’nin Bâtınîliğe yönelttiği eleştiriler, yalnızca itikadî farklılıkları değil, İslam düşünce sisteminde bilginin üretimi, aktarımı ve siyasal otoriteyle ilişkisini de kapsayan çok boyutlu bir sorgulamadır. Özellikle “masum imam” doktrini etrafında şekillenen Bâtınî düşünce, Gazâlî tarafından teolojik sapma, epistemolojik istibdat ve siyasal meşruiyet krizi olarak değerlendirilmiştir. Bu metinde, Gazâlî’nin eleştirilerinin ana temaları, onun Sünnî gelenek çerçevesinde inşa ettiği alternatif bilgi ve otorite anlayışı ile birlikte ele alınmaktadır.

Masum İmam Doktrini: Teolojik ve Epistemolojik Aykırılık

Bâtınî düşüncede imam, ilahî hakikatleri doğrudan bilen ve yorumlayan, hata yapmayan yani “masum” bir figürdür. İmama bilmediği herşey Tanrı tarafından doğrudan anlatılır. Bu düşünceye göre, dinin zahirî anlamları yetersizdir; asıl anlam (bâtın) sadece imam ve onun yetkilendirdiği kimselerce bilinebilir. Gazâlî, bu anlayışı, vahiy ile sınırlı olan ilahî bilginin beşerî bir figür aracılığıyla mutlaklaştırılması olarak görür. Bu yaklaşımın hem Peygamber’in insanî doğasına hem de Kur’an’ın evrensel açıklığına aykırı olduğunu vurgular. Gazâlî’ye göre, imamın böyle bir konuma taşınması, Tanrı ile insan arasındaki ontolojik sınırların silinmesidir.

Bilgi Tekeli ve Toplumsal Sonuçları

Gazâlî’nin en güçlü itirazlarından biri, Bâtınî epistemolojinin bilgiyi kapalı bir zümreye tahsis etmesidir. Bilginin sadece imamın açıklamalarıyla anlaşılabilir olduğu düşüncesi, halkın kendi akıl yürütmesini devre dışı bırakır. Bu, toplumda düşünsel tek tipleşmeye ve “taklit” merkezli bir inanç yapısına yol açar. Kavâsimu’l-Bâtıniyye adlı eserinde Gazâlî, bu durumu “kör bir itaat kültürü” olarak nitelendirir. Ona göre, ilahî hakikatlere ulaşmak sadece seçkin bir grupla sınırlandırılamaz; bilgi, herkesin erişimine açık ve değerlendirilebilir olmalıdır.

Teopolitik Otorite: Dini Meşruiyetten Siyasi Mutlakiyete

Bâtınî düşüncede imam, sadece dinî değil, aynı zamanda siyasî otoritenin de yegâne kaynağıdır. Bu durum, dini liderliğin siyasal egemenlikle iç içe geçmesini sağlar. Gazâlî, bu modelin somut tezahürünü Hasan Sabbah’ın Alamut’taki örgütlenmesinde görür. Burada imam, ilahî yetkilerle donatılmış, tartışılmaz bir otoritedir. El-Mustazhirî adlı eserinde Gazâlî, bu tür bir sistemin toplumu özgürlükten yoksun bırakan, eleştiriyi “küfür” ile eşitleyen bir dogmatizme dönüştüğünü belirtir. Ona göre bu, hem dinî hem de siyasî yozlaşmanın başlangıcıdır.

Gazâlî’nin Alternatif Epistemolojisi ve Siyaset Anlayışı

Gazâlî yalnızca Bâtınîliği eleştirmez; aynı zamanda Sünnî gelenek içinde daha açık, rasyonel ve çoğulcu bir bilgi sistemi önerir. El-Munkız mine’d-Dalâl’de geliştirdiği modelde bilgi; akıl, vahiy ve keşf (tasavvufî sezgi) yoluyla elde edilir. Bu üç unsurun dengeli kullanımı, bireysel ve toplumsal bilgi üretimini mümkün kılar. Siyasal meşruiyet ise bir kişinin kutsallığından değil; şûrâ (danışma) ve maslahat (kamusal yarar) ilkelerinden kaynaklanmalıdır. Gazâlî, bu ilkelere dayalı bir yönetim anlayışının hem adalet hem de toplumsal denge sağlayacağını savunur.

Güncel Rezonans: Eleştirinin Günümüze Taşan Yansımaları

Gazâlî’nin Bâtınîlik eleştirisi, günümüz dini-siyasal yapıları açısından da anlamlıdır. Eleştiriye kapalı, bilgiyi tek merkezde toplayan, lideri kutsallaştıran yapılar hâlâ İslam dünyasında etkilidir. Bu bağlamda Gazâlî’nin düşüncesi, sadece tarihsel bir müdahale değil; aynı zamanda çağdaş teopolitik yapılara yönelik bir eleştiridir. Günümüzde mutlak otoriteye dayalı sistemlerin dinî meşruiyet iddialarıyla örtüşmesi, onun uyarılarının hâlen geçerli olduğunu göstermektedir.

Sonuç: Gazâlî’nin Mirası ve Çağdaş Önemi

Gazâlî’nin masum imam doktrinine karşı geliştirdiği eleştiriler, yalnızca mezhebî farklılıkları değil; İslam düşüncesinde bilgiye ve otoriteye dair temel ilkeleri de sorgular. Onun ortaya koyduğu yaklaşım, akıl-vahiy dengesine, kamusal bilgiye erişime ve siyasal otoritenin sınırlandırılmasına dayalı bir düşünce sistemidir. Bu çerçevede Gazâlî’nin düşüncesi, hem tarihsel hem de güncel bağlamda din, siyaset ve bilgi ilişkisini yeniden düşünmek için güçlü ve işlevsel bir referans kaynağı sunmaktadır.

Share this post

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir