Slider

Modernite “Din”i Dışladı, Postmodernite Kapıdan İçeri Aldı mı?

Modern dünya uzun süre kendinden çok emindi. Bilim ilerledikçe din gerileyecekti.Akıl güçlendikçe inanç zayıflayacaktı.Teknoloji geliştikçe insan, kadim korkularından kurtulacaktı.Laboratuvarlar çoğaldıkça mabetler susacaktı. Bu, modernitenin büyük vaadiydi. Hatta sadece vaadi değil, aynı zamanda meydan okumasıydı. Modernite dini çoğu zaman doğrudan karşısına aldı. Onu geçmişin kalıntısı, geleneksel toplumların mirası, insanlığın çocukluk döneminden kalma bir açıklama biçimi olarak gördü. Fakat bugün...

Tanrı mı İnsanı Yarattı, İnsan mı Tanrı’yı?

Bir zamanlar insanlar gökyüzüne baktığında yalnızca yıldızları değil, ilahî bir düzeni de görüyordu. Modern insan ise aynı gökyüzüne teleskoplarla bakıyor; galaksileri, kara delikleri ve fizik yasalarını keşfediyor. Fakat burada önemli bir soru ortaya çıkıyor: Bilim evrenin nasıl işlediğini açıklarken, “neden var olduğu” sorusuna gerçekten cevap verebiliyor mu? Modern çağın en büyük tartışmalarından biri tam da burada...

Big Bang Gerçekte Neyi Anlatıyor?

Bomba mı tohum mu? “Big Bang” denildiğinde çoğu insanın zihninde dev bir bomba canlanıyor. Şiddetli bir patlama…Kaos…Parçalanma…Yok oluş… Oysa burada sorulması gereken çok önemli bir soru var: Big Bang gerçekten bir bombanın patlaması gibi miydi?Yoksa bir tohumun çatlayıp içinden hayatın filizlenmesi gibi miydi? Çünkü ikisi arasında büyük fark vardır. Bomba patladığında yakar, yıkar ve dağıtır.Tohum çatladığında ise düzen üretir, büyür ve...

İnsan Bir “Goril”le Akraba Olmak İster mi?

Atalarınız arasında bir goril bulunduğunu öğrenseniz bunu gururla mı anlatırdınız, yoksa sessizce gizlemeyi mi tercih ederdiniz?Muhtemelen çoğu insan ikinci yolu seçerdi. Fakat modern çağın en dikkat çekici çelişkilerinden biri şudur: İnsanlık, kendi kökenine dair en sıra dışı iddiaları bile “bilimsel gerçek” etiketiyle kolayca benimseyebilmektedir. Bugün insanın kökeni meselesi yalnızca biyolojinin değil; aynı zamanda felsefenin, teolojinin ve epistemolojinin...

Harari’nin Kâbusu ve Çin Örneği

Bir insan ne zaman özgür olmaktan çıkar? Hapse girdiğinde mi?Konuşması yasaklandığında mı?Yoksa sokakta yürürken, internette gezinirken, alışveriş yaparken, kredi başvurusu doldururken ve hatta bisikletiyle kaldırıma çıktığında görünmez bir sistem tarafından izlenip değerlendirildiğinde mi? Yuval Noah Harari’nin son yıllarda ısrarla sorduğu soru tam da budur. Harari, Sapiens’te insanlığın geçmişini, Homo Deus’ta geleceğin ihtimallerini, 21. Yüzyıl İçin 21 Ders’te bugünün...

Klavye Kahramanları

Bir çocuğun odasına sessizce girdiğinizi düşünün…Gözleri ekrana kilitlenmiş. Bedeni burada ama zihni başka bir evrende. Sesleniyorsunuz, duymuyor. Bilgisayarı kapatmasını istediğinizde ise bir anda öfke patlaması… Çünkü o artık sadece oyun oynamıyor.Kendine bir dünya kuruyor.Bir kimlik inşa ediyor. Ama o kimliğin gerçek hayatta bir karşılığı yok. Zamanla derslerden kopuyor. Okuldan uzaklaşıyor. Aileyle bağ zayıflıyor. Arkadaşlıklar yüzeyselleşiyor. Gerçek dünya anlamını...

Türkiye’nin Uzay Macerası

Gökyüzüne bakarken hepimiz aynı şeyi düşünürüz: Orada ne var?Ama asıl soru şu: Oraya nasıl gidilir? Uzay, insanlığın en büyük hayallerinden biri. Ama aynı zamanda en pahalı, en zor ve en sabır isteyen alan. Bugün ABD, Rusya ve Çin hâlâ bu işin zirvesinde. Çünkü uzaya çıkmak bir heves değil, uzun yıllar süren bir birikim meselesi. Ama ilginç bir...

Hz. İsa İnsanları İslam’a mı Yönlendiriyor?

Hristiyanlık tarihine yakından bakıldığında, bugün “İncil” olarak bilinen metnin doğrudan tek parça bir vahiy metni olmadığı; aksine tarihsel, teolojik ve kurumsal süreçlerin içinden süzülerek şekillendiği görülür. İlk yüzyıllarda kaleme alınan çok sayıdaki metin arasından, özellikle İznik Konsili ve devamındaki konsiller aracılığıyla dört metin kanonik kabul edilmiştir: Matta İncili, Markos İncili, Luka İncili ve Yuhanna İncili. Bu...

Bir Ay Oruç Tuttuk… Peki Kalbimiz de Arındı mı?

Ramazan Bayramı kapıya geldiğinde, şehirlerin sesi değişir. Camilerden yükselen tekbirler, evlerin içinden taşan telaş, bayramlıkların kokusu… Her şey bize aynı şeyi fısıldar: “Sevinin!” Fakat tam da bu noktada, daha derin bir soru belirir: Bu sevinç, gerçekten içimizden mi yükseliyor, yoksa alışılmış bir ritüelin yankısı mı? Bir ay boyunca oruç tuttuk. Aç kaldık, susuz kaldık, nefsimizi dizginlemeye...

Futbol mu, Haçlı Savaşı mı?

Bazen bir maç sadece maç değildir. Galatasaray ile Liverpool arasında oynanan bu Şampiyonlar Ligi eşleşmesi de öyle… Kâğıt üzerinde iki kulübün mücadelesi gibi görünse de sahada ve saha dışında yaşananlar, meseleyi çok daha geniş bir çerçeveye taşıdı. Bu artık yalnızca futbol değildi; bu, adalet duygusunun, güç dengelerinin ve tarihsel hafızanın yeniden sahneye çıktığı bir karşılaşmaydı. Galatasaray...