İsrail’in Görünmeyen Yüzü

İsrail’in Görünmeyen Yüzü

Filistin meselesine Müslüman bir bakışla yaklaşmak, yaşananları imanımızın adalet ve merhamet ölçüleriyle değerlendirmeyi gerektirir. Benim için Filistin, insanların canı, yurdu, ibadet özgürlüğü ve haysiyetiyle ilgili bir sorumluluk meselesidir. Kur’an’ın ezilen erkekleri, kadınları ve çocukları hatırlatan çağrısı, mazlumun sesini duyma yükümlülüğümüzü canlı tutar (Nisâ 4/75). İnsan onurunu Âdemoğlunun ortak değeri olarak bildirmesi de bu sorumluluğun bütün insanları kuşatan temelini oluşturur (İsrâ 17/70). [18]

Bu bakışın bir başka şartı da öfkemizi adaletin önüne geçirmemektir. Mâide sûresinin 8. âyeti, bir topluluğa duyulan kinin adaletsizliğe yol açmaması gerektiğini bildirir. [18] Filistin’deki haksızlıkları eleştirirken gerçekleri araştırmak ve hükmümüzü sağlam bilgiye dayandırmak, bu emrin gereğidir. İsrail toplumunun dinî ve toplumsal farklılıklarını öğrenmeye de bu sorumlulukla yaklaşıyorum.

İsrail’in kuruluşunu bütünüyle “vaat edilmiş topraklar” düşüncesine bağlamak, din ile milliyetçilik arasındaki ilişkiyi eksik okumak olur. 1948 tarihli kuruluş bildirisi dinî ve tarihî aidiyetin yanında millî egemenlik iddiasına ve Birleşmiş Milletler kararına başvurur; din, ırk ve cinsiyet ayrımı gözetmeksizin vatandaşların eşitliğini de taahhüt eder. [1] Müslüman bir okur olarak bu metne yönelttiğim soru şudur: Dinî ve tarihî aidiyet, başkasının hakkını sınırlayan siyasî bir ayrıcalığa dönüştürülebilir mi? İslâm’ın adalet anlayışından hareketle, hiçbir kutsallık iddiasının zulme meşruiyet sağlayamayacağını düşünüyorum.

Tel Aviv’den Kudüs’e: İki Görüntünün Ötesinde

Tel Aviv’in seküler hayatı ile Kudüs’ün bazı mahalleleri ve Bney Brak’ın yoğun dinî görünümü arasındaki fark dikkat çekicidir. Fakat toplum yalnızca bu iki uçtan oluşmaz. Pew Research Center’ın kapsamlı araştırması, Yahudi nüfus içinde Haredi, Dati, Masorti ve Hiloni olarak adlandırılan ultra-Ortodoks, dindar, geleneksel ve seküler kimlikleri ayırt eder. Bu grupların din-devlet ilişkisi ve askerlik konusundaki tutumları da farklılaşır. Bütün dindarları Haredi saymak yanıltıcıdır. [2]

İsrail Demokrasi Enstitüsünün Ocak 2026’da yayımladığı 2025 raporuna göre Haredilerin nüfusu yaklaşık 1,45 milyon, toplam nüfus içindeki payı yüzde 14,3’tür. Kudüs ve Bney Brak başlıca yerleşim merkezleri arasındadır; Beyt Şemeş de önemli merkezlerden biridir. Kadın başına doğum sayısı 2021–2023 döneminde 6,5 olmakla birlikte, 2003–2005 dönemindeki 7,5 düzeyinden gerilemiştir. [3] Bu veriler demografik değişimi anlamamıza yardımcı olur. Çocukları bir “demografik silah” olarak adlandırmak ise insanı siyasî hesapların aracına indirgeyen bir dil üretir. İnsanı Allah’ın değer verdiği bir varlık olarak gören bakışımızı burada da korumalıyız.

Çalışma hayatına ilişkin veriler de eleştirimizin doğruluğu bakımından önemlidir. Aynı raporda, 25–66 yaş grubundaki Haredi erkeklerin yaklaşık yüzde 54’ünün, kadınların ise yüzde 81’inin istihdamda olduğu belirtiliyor. [4] Dinî öğrenimin finansmanı ve kamu yükünün paylaşılması tartışılabilir; fakat kadınların yüksek çalışma oranı görmezden gelinemez. Adaletle şahitlik etme sorumluluğu, karşı çıktığımız siyasî yapıyı incelerken de bilgiyi doğru kullanmamızı gerektirir.

Askerlik meselesi ise süren bir hukuk ve siyaset mücadelesidir. Yüksek Mahkeme Haziran 2024’te, mevcut hukukî durumda dinî okul öğrencilerinin topluca askere alınmamasının dayanağı bulunmadığına hükmetti. 3 Eylül 2026’da da askerlik yükümlülüğünü yerine getirmeyen belirli dinî okul öğrencilerine karşı tutuklama ve diğer yaptırım işlemlerini donduran yasayı iptal etti. Bu gelişmeler, fiilî katılımın düşüklüğü ile hukukî yükümlülüğün birbirinden ayrılması gerektiğini gösteriyor. [5]

Yahudiliğin yaygın biçimde başkalarını din değiştirmeye çağırmaması da “dışarıdan kimse kabul edilmez” anlamına gelmez. Yahudiliğe geçiş mümkündür; geleneksel dinî hukukta bunun şartları ve usulleri vardır. [6] Başka bir dinin öğretisini doğru aktarmak, Müslüman kimliğimizin ve inanç ölçülerimizin gerektirdiği ilmî dürüstlüğün bir parçasıdır.

Yom Kipur’a Kul Hakkı Açısından Bakmak

Yom Kipur, Yahudi dinî hayatında tövbe ve bağışlanma arayışının merkezî günlerinden biridir. Kefaret Günü’nde oruç, yaygın uygulamada gün batımından önce başlayıp ertesi gün karanlık çöktükten sonra sona erer; yaklaşık yirmi beş saat sürer. [7] Müslüman bir okur olarak burada üzerinde durduğum mesele, ibadetin insanı başkasına karşı sorumluluğuyla nasıl yüzleştirdiğidir.

“Gmar Hatima Tova” ifadesi de “İmzan iyi geldi” biçiminde tamamlanmış bir işlemin haberi olarak çevrilmemelidir. “İyi bir son mühürlenme olsun” dileğini taşır; hayat kitabına ilişkin dinî tasavvur içinde kullanılır ve Yom Kipur öncesinde veya o gün söylenir. Bu ifade, kişinin bütün günahlarının kesin olarak silindiğini ilan ettiği anlamına gelmez. [8]

Mişna’nın Yoma 8:9 bölümünde, önceden günah işlemeyi tasarlayıp Yom Kipur’un bunu bağışlatacağına güvenmek reddedilir. İnsanlar arasındaki haksızlıkların bağışlanması da haksızlığa uğrayan kişinin gönlünün alınmasına bağlanır. [9] Bu nedenle Yahudi ibadetini doğrudan sivil kayıplara duyarsızlığın kaynağı saymak için elimizde yeterli dayanak yoktur. Siyasî ve askerî uygulamaların ahlâkî sorumluluğunu, o uygulamaları gerçekleştirenlerin kararları üzerinden tartışmalıyız.

İslâm’ın kul hakkı anlayışı, bu konuda benim için belirleyici ölçüdür. Bir insanın malına, canına veya haysiyetine verilen zarar, yalnızca ibadet ederek giderilmiş sayılmaz; haksızlığın ortadan kaldırılması, hakkın iadesi ve hak sahibiyle helalleşme sorumluluğu vardır. [19] Buradan hareketle, Filistin’de hak ihlaline yol açan bir uygulamanın dinî söylemle savunulmasını kabul edemem. İbadetin ahlâkî değeri, başkasının hakkını gözetme sorumluluğundan ayrı düşünülemez.

“Seçilmişlik” düşüncesi Yahudi yorum geleneğinde farklı biçimlerde açıklanır: Ahde bağlılık ve dinî sorumluluğu öne çıkaran yorumların yanında, doğuştan farklılığa vurgu yapan yaklaşımlar da vardır. [10] İslâm açısından ise soy, millet veya topluluk aidiyeti tek başına ahlâkî üstünlük sağlamaz. Hucurât sûresinin 13. âyeti, insanın değerini takvâ ile ilişkilendirir. Hz. İbrâhim’e verilen önderlik vaadi bağlamında ilâhî ahdin zalimleri kapsamadığının belirtilmesi de dinî aidiyetin ahlâkî sorumluluğu ortadan kaldırmadığını düşündürür (Bakara 2/124). [18] Bu ölçü, kendi davranışlarımızı değerlendirirken de bağlayıcıdır.

Görünmez Duvarlar: Eşitsizlik, Köken ve Vatandaşlık

İsrail’de kökenin eğitim ve gelir imkânlarıyla ilişkisi önemli bir araştırma konusudur. Cohen, Lewin-Epstein ve Lazarus’un 2019’da yayımlanan araştırması, 2015–2017 verilerinde Aşkenazi-Mizrahi eğitim farklarının kuşaklar arasında daralabildiğini, buna rağmen bazı eşitsizliklerin sürdüğünü gösteriyor. [11] Bu tabloyu değişmez bir “kast sistemi” diye sunmak araştırmanın sınırlarını aşar. Müslüman bakış açısından asıl soru, kişinin kökeni yüzünden adil imkânlardan mahrum bırakılıp bırakılmadığıdır.

Arap vatandaşların çalışma hayatındaki konumu da bu açıdan değerlendirilmelidir. İsrail Demokrasi Enstitüsünün 2024 Arap Toplumu Raporu, Arap çalışanların belirli ve daha düşük ücretli sektörlerde yoğunlaştığını kaydediyor. Aynı rapor, 2023–2024 öğretim yılında Arap öğrencilerin İsrail’deki lisans öğrencileri içindeki payını yüzde 20,4 olarak veriyor. [12–13] Eğitimdeki ilerlemeyi görmek, süren eşitsizlikleri sorgulama sorumluluğunu azaltmaz. Hak ve imkânların adil paylaşılması, bizim için dinî ve ahlâkî bir ölçüdür.

Daha temel gerilim, eşit vatandaşlık vaadi ile devletin millî kimliğinin hukukta nasıl tanımlandığı arasındadır. 2018 tarihli Ulus Devlet Temel Yasası, İsrail’de millî kendi kaderini tayin hakkını yalnızca Yahudi halkına özgü kabul eder. [14] Bu hüküm, aidiyetin siyasî haklarla ilişkisini sorgulamayı gerektirir. Bununla birlikte İsrail vatandaşı Arapların durumu ile işgal altındaki Filistinlilerin durumunu ayrı hukukî bağlamlarda ele almak gerekir. [15] Müslüman bir değerlendirmede, insanların hayatı ve haysiyeti hangi statüde olduklarına bakılmaksızın korunmalıdır.

Filistin ve Mescid-i Aksa: Adaletin Somut Sınavı

Filistinlilerin karşılaştığı ayrımcılığı tartışırken kurumların kararlarına ve insanların haklarına erişimine bakmak gerekir. Müslüman vicdanı açısından bir ailenin evinden edilmesi, bir çocuğun güvenliğinin tehlikeye düşmesi veya insanların ibadetinin engellenmesi, somut sorumluluk doğuran meselelerdir. Bu sorumluluğun izini belge ve olaylar üzerinden sürmeliyiz.

Bu noktada Uluslararası Adalet Divanının 19 Temmuz 2024 tarihli danışma görüşü güçlü bir dayanak sunuyor. Divan, işgal altındaki Filistin topraklarında uygulanan kapsamlı kısıtlamaları ırk, din veya etnik köken gibi temellere dayanan sistematik ayrımcılık olarak değerlendirdi. Batı Şeria ve Doğu Kudüs’te yerleşimcilerle Filistinliler arasında sürdürülen ayrımın, Irk Ayrımcılığının Ortadan Kaldırılması Sözleşmesi’nin 3. maddesini ihlal ettiğini belirtti. Bu tespitlerin kapsamı işgal altındaki topraklardır. [15]

Mescid-i Aksa, Müslümanlar için derin bir dinî anlam taşır. İsrâ sûresinin ilk âyetinde çevresinin mübarek kılındığı belirtilir. [18] Buraya bağlılığımız, ibadet özgürlüğünü ve kutsal mekânın dokunulmazlığını savunma sorumluluğumuzu güçlendirir. BM İnsani İşler Koordinasyon Ofisinin 25 Mayıs 2026 raporu, 14–16 Mayıs’taki Kudüs Günü etkinlikleri sırasında Filistinlilerin hareketinin ve Aksa’ya erişiminin kısıtlandığını; Filistinlilere yönelik saldırılar ile Arap ve Filistin karşıtı sloganları kaydediyor. 5 Ekim’de yayımlanan 2 Ekim 2026 tarihli rapor ise Batı Şeria’daki yıkımların ve yerleşimci saldırılarının yol açtığı yerinden edilmeleri belgeliyor. [16–17] Bu uygulamalara itirazımızı, insanın canını, yurdunu ve ibadet hakkını koruma yükümlülüğümüzle birlikte dile getirmeliyiz.

Müslüman Vicdanın Ölçüsü: Zulme Karşı Adalet

Filistin halkının haklarını savunmak, Müslümanlar için güçlü bir ahlâkî sorumluluktur. Bu sorumluluk; doğru bilgi üretmeyi, insani yardımı, sivillerin korunmasını ve hak ihlallerinin hesabının sorulmasını destekleyen bir dayanışmaya dönüşmelidir. İnancımızın bize yüklediği görev, gücü haklılığın ölçüsü saymadan mazlumun yanında durmaktır.

Eleştirimizin muhatabını da açıkça belirlemeliyiz: Haksızlığı emreden, uygulayan veya sürdürülmesine katkıda bulunan kişi ve kurumlar. Kur’an’ın hiç kimsenin başkasının günahını yüklenmeyeceğine ilişkin ilkesi, sorumluluğu bütün bir dinin mensuplarına yaymamıza izin vermez (En‘âm 6/164). [18] Bir Müslüman olarak, Filistinlilerin özgürlüğünü savunurken Yahudi bir çocuğun canını da aynı insan onuru ölçüsüyle değerlendiririm. Kudüs’e bağlılığımızı anlamlı kılan, orada ve her yerde adaletin yerleşmesi için gösterdiğimiz gayrettir.

Kaynaklar ve doğrulama notları

Köşeli parantezlerdeki numaralar aşağıdaki kaynaklara karşılık gelir. Verilerin ait olduğu yıl ile yayının tarihi ayrı gösterilmiştir. Dinî açıklamalar, istatistikler ve hukukî değerlendirmeler kendi kapsamları içinde kullanılmıştır. İslâmî değerlendirmeler, âyetlerin metni ile bunlardan hareketle yapılan yorumlar birbirinden ayrılarak sunulmuştur.

[1] Knesset. (14 Mayıs 1948). Declaration of Independence.

Kuruluş gerekçeleri ve eşit haklar taahhüdü. Bu belge, taahhüdün uygulamada gerçekleştiğinin kanıtı olarak kullanılmadı. Kaynağı aç

[2] Pew Research Center. (8 Mart 2016). Israel’s Religiously Divided Society.

Dinî kimlik kategorileri için kullanıldı; 2016 oranları güncel nüfus oranları olarak aktarılmadı. Kaynağı aç

[3] Malach, G., & Cahaner, L. (29 Ocak 2026). Population. Statistical Report on Ultra-Orthodox Society in Israel 2025. Israel Democracy Institute.

Nüfus: 2025; doğurganlık: 2021–2023. Rapordaki coğrafî dağılım Kudüs, Bney Brak ve Beyt Şemeş gibi merkezleri içerir. Kaynağı aç

[4] Malach, G., Cahaner, L., & Bachar, Y. (29 Ocak 2026). Employment. Statistical Report on Ultra-Orthodox Society in Israel 2025. Israel Democracy Institute.

25–66 yaş için raporda yuvarlanmış istihdam oranları kullanıldı: erkekler %54, kadınlar %81. Kaynağı aç

[5] Ben-Nun, S. (3 Eylül 2026; güncelleme 5 Eylül). High Court strikes down law shielding haredi yeshiva students from arrest over draft evasion. The Jerusalem Post.

Eylül 2026 kararı ve Haziran 2024 kararının arka planı. Mahkeme kararına ilişkin haber; kararın tamamı yerine haber üzerinden aktarılmıştır. Kaynağı aç

[6] Chabad.org. (t.y.). What Do Jews Do? “Conversion” bölümü.

Ortodoks geleneğin ihtidaya yaklaşımını açıklayan dinî kaynak. Kaynağı aç

[7] Reform Judaism. (t.y.). Yom Kippur Explained, for Families with Young Children.

Yaklaşık 25 saatlik oruç, tövbe ve bağışlanma arayışı. Kaynağı aç

[8] Posner, M. (t.y.). What Does “G’Mar Chatima Tova” Mean? Chabad.org.

İfadenin dilek niteliği ve Yom Kipur öncesinde/gününde kullanımı. Kaynağı aç

[9] Mişna, Yoma 8:9. Sefaria, İngilizce çeviriler.

Önceden affa güvenerek günah işleme ve insanlar arasındaki haksızlıklar konusunda birincil dinî metin. Kaynağı aç

[10] My Jewish Learning. (t.y.). Are Jews the Chosen People?

Seçilmişlik kavramının ahit, kalıtsallık ve modern eleştiri eksenlerinde farklı yorumları. Kaynağı aç

[11] Cohen, Y., Lewin-Epstein, N., & Lazarus, A. (2019). Mizrahi-Ashkenazi educational gaps in the third generation. Research in Social Stratification and Mobility, 59, 25–33.

2015–2017 verileri; bulgular yazarların Tel Aviv Üniversitesi kurumsal sayfasındaki araştırma özeti üzerinden kontrol edildi. Kaynağı aç

[12] Khalaily, M., Badran, A., & Rudnitzky, A. Arab Society Statistical Report 2024: Employment and Wages. Israel Democracy Institute.

Sektörlerde yoğunlaşma ve ücret farklılıkları. Raporda farklı göstergeler için 2022–2024 dönemine ait veriler bulunmaktadır. Kaynağı aç

[13] Khalaily, M., Badran, A., & Rudnitzky, A. Arab Society Statistical Report 2024: Education. Israel Democracy Institute.

Lisans öğrencileri içindeki %20,4 oranı 2023–2024 öğretim yılına aittir. Kaynağı aç

[14] Knesset. (19 Temmuz 2018). Basic Law: Israel as the Nation State of the Jewish People.

Madde 1(c): millî kendi kaderini tayin hakkı. Hüküm, bütün bireysel hakların kaldırıldığı şeklinde yorumlanmadı. Kaynağı aç

[15] International Court of Justice. (19 Temmuz 2024). Legal Consequences arising from the Policies and Practices of Israel in the Occupied Palestinian Territory, including East Jerusalem. Advisory Opinion, özellikle paragraflar 223–229.

Sistematik ayrımcılık ve CERD madde 3 ihlali. Danışma görüşü, bir ceza mahkemesi mahkûmiyeti olarak sunulmadı; kapsam işgal altındaki topraklarla sınırlandırıldı. Kaynağı aç

[16] United Nations OCHA. (25 Mayıs 2026). Humanitarian Situation Report.

14–16 Mayıs Kudüs Günü etkinliklerinde erişim kısıtlamaları, saldırılar ve sloganlar. Kaynağı aç

[17] United Nations OCHA. (5 Ekim 2026). Humanitarian Situation Report | 2 October 2026.

Tarama tarihinde erişilebilen son haftalık durum raporu. Rapor başlığının tarihi ile yayımlanma tarihi farklıdır. Kaynağı aç

[18] Kur’ân-ı Kerîm. Diyanet İşleri Başkanlığı, Kur’an Yolu meali ve tefsiri.

Başvurulan âyetler: adalet, insan onuru, mazlumların korunması, takvâ, ahit ve zulüm, Mescid-i Aksa ve şahsî sorumluluk. Âyetlerden güncel olaylara ilişkin çıkarımlar, yazının ahlâkî değerlendirmeleridir.

Mâide 5/8 • İsrâ 17/70 • Nisâ 4/75 • Hucurât 49/13 • Bakara 2/124 • İsrâ 17/1 • En‘âm 6/164

[19] Din İşleri Yüksek Kurulu. (11 Ocak 2023). Kul hakkının önemi nedir ve ihlali durumunda nasıl ödenir? Diyanet İşleri Başkanlığı.

Haksızlığın giderilmesi, hakkın iadesi ve helalleşme sorumluluğu. Kaynağı aç

Share this post

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir