Biyoloji Bağlamında Öğretmen-Öğrenci İlişkisi

Biyoloji Bağlamında Öğretmen-Öğrenci İlişkisi

Bir Sınıfta Kim Kimi Besliyor?

Eğitim denildiğinde çoğu zaman notlar, sınavlar ve başarı sıralamaları konuşulur. Oysa sınıfta bunlardan daha görünmez, fakat daha belirleyici bir ilişki vardır: Öğretmen ile öğrenci birbirini nasıl etkiliyor?

Biyolojide canlılar arasındaki uzun süreli ilişkiler “simbiyoz” kavramıyla açıklanır. Parazitizmde biri kazanırken diğeri zarar görür. Kommensalizmde biri fayda sağlar, öteki ne fayda ne zarar görür. Mutualizmde ise iki taraf da gelişir. Bu üç kavram, öğretmen-öğrenci ilişkisini anlamak için güçlü bir benzetme sunar.

Bağırsak Solucanı ve İnsan Gibi: Parazitizm

Parazitizmin en bilinen örneklerinden biri bağırsak solucanı ile insan arasındaki ilişkidir. Solucan, insanın vücudunda yaşar ve besinlerinden yararlanır. Buna karşılık insan; besin kaybı, halsizlik, sindirim sorunları ve çeşitli sağlık problemleri yaşayabilir. Parazit fayda görürken konak zarar görür.

Eğitimde bunun karşılığı, öğrenciyi yalnızca kendi otoritesini pekiştirecek, başarı grafiğini yükseltecek veya sınıfı sessiz tutacak bir araç olarak gören öğretmendir. Bu anlayışta öğrenci soru sorduğunda rahatsızlık doğar; hata yaptığında öğrenme fırsatı değil, kusur görülür.

Öğretmen görünüşte sınıfa hâkimdir; fakat öğrencinin merakını, konuşma cesaretini ve düşünme isteğini tüketmektedir. Öğrenci not alsa bile zihnen geri çekilir. Tersi de mümkündür: Öğretmenin emeğini hiçe sayan, yalnızca not almaya odaklanan ve hiçbir sorumluluk üstlenmeyen öğrenci de ilişkiyi tek taraflı bir tüketime dönüştürür.

Köpek Balığı ve Vantuzlu Balık Gibi: Kommensalizm

Kommensalizmin en bilinen örneklerinden biri köpek balığı ile vantuzlu balık arasındaki ilişkidir. Vantuzlu balık başındaki özel organla köpek balığına tutunur; böylece enerji harcamadan uzun mesafeler kat eder. Köpek balığının avlanmasından kalan kırıntılarla beslenir ve büyük avcının yanında bulunduğu için küçük yırtıcılardan korunur.

Köpek balığı ise bu ilişkiden belirgin bir yarar sağlamaz; çoğu zaman vantuzlu balığın varlığından bile etkilenmeden hayatına devam eder.

Eğitimde de buna benzeyen sınıflar vardır. Öğrenci derse gelir, öğretmenin bilgisinden yararlanır, notunu alır, sınavını geçer ve gider. Öğretmen görevini yapar; konuyu anlatır, yoklama alır, ödev verir. Fakat öğrenci onun öğretme biçimini, düşünce dünyasını veya meslekî heyecanını hiç etkilemez.

Bu ilişki zararlı değildir; ancak eğitim, yalnızca zarar vermemekle yetinmeyecek kadar önemli bir iştir. Ders işlenir, fakat eğitim eksik kalır.

Akasya ve Karınca Gibi: Mutualizm

Mutualizmin güzel örneklerinden biri akasya ağacı ile karıncalar arasındaki ilişkidir. Akasya, gövdesindeki oyuklarda karıncalara barınak sağlar; ayrıca onlar için besleyici şekerli maddeler üretir. Karıncalar ise ağacın yapraklarını yemeye çalışan böceklere ve hayvanlara karşı akasyayı korur. Biri besin ve yuva sunar, diğeri emek ve koruma sağlar. İki taraf da bu ortaklıktan güçlenerek çıkar.

Eğitimde hedef de buna benzer bir karşılıklı gelişim ilişkisidir. Öğretmen öğrenciye bilgi, yöntem, güven ve düşünme disiplini kazandırır. Öğrenci ise yalnızca dinleyen kişi değildir; soruları, merakı, hazırlığı ve gayretiyle öğretmenin anlatımını canlı tutar, onu daha iyi öğretmeye zorlar.

Mutualist sınıfta öğretmen bilgiyi öğrencinin seviyesine göre açıklar, sabırla tekrar eder ve hata yapma hakkını tanır. Öğrenci ise derse katılır, araştırır, soru sorar, gerektiğinde itiraz eder ve öğrenme sorumluluğunu üstlenir. Öğretmen öğrencisinin gelişiminden güç alır; öğrenci de öğretmeninin emeği sayesinde kendisini geliştirir.

Eğitimde Hedef: Birlikte Yükselmek

Bir sınıfın başarısını yalnızca not ortalamasıyla ölçmek eksiktir. Asıl soru şudur: Öğrenci dersten çıktığında daha çok düşünmek, daha çok öğrenmek istiyor mu? Öğretmen dersten çıktığında öğrencilerine daha iyi ulaşmanın yollarını arıyor mu?

Bu iki sorunun cevabı “evet” ise, orada mutualizm vardır.

Eğitimde en değerli ilişki, öğretmenin öğrenciyi büyüttüğü ve öğrencinin de öğretmeni canlı tuttuğu ilişkidir. Çünkü iyi eğitim, bir tarafın diğerinden yararlanması değil; öğretmen ile öğrencinin birlikte güçlenmesidir.

Share this post

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir